
Metabolik cerrahi, bariyatrik cerrahiden farklı olarak öncelikli hedefi kilo verme olmayan, metabolik hastalıkların tedavisi amacıyla uygulanan cerrahi prosedürleri tanımlar. Bu kavram, özellikle tip 2 diyabet tedavisinde cerrahi yaklaşımın etkinliğinin anlaşılması ile ortaya çıkmıştır. Metabolik cerrahi, diyabetik hastalarda VKİ’si daha düşük olsa bile metabolik kontrolün sağlanması amacıyla uygulanabilmektedir.
Bariyatrik cerrahi ile metabolik cerrahi arasındaki temel fark, tedavi hedeflerinde yatmaktadır. Bariyatrik cerrahi öncelikli olarak kilo kaybını hedeflerken, metabolik cerrahi glikoz homeostazının düzenlenmesi, insülin direncinin azaltılması ve diyabet remisyonunun sağlanmasını amaçlar. Metabolik cerrahi, VKİ 30-35 kg/m² arasında olan ve optimal medikal tedaviye rağmen diyabet kontrolü sağlanamayan hastalarda da endike olabilmektedir. Bu durum, özellikle Asya popülasyonunda daha düşük VKİ değerlerinde metabolik komplikasyonların görülmesi nedeniyle önem kazanmıştır.
Metabolik cerrahinin etki mekanizması, bağırsak hormonlarındaki değişiklikler ile açıklanmaktadır. GLP-1 (Glucagon-like peptide-1), GIP (Glucose-dependent insulinotropic polypeptide), PYY (Peptide YY) gibi inkretin hormonların düzeylerindeki artış, insülin sekresyonunu artırır ve glukagon sekresyonunu azaltır. Ayrıca ghrelin hormonundaki azalma iştahı baskılar, FGF19 ve GLP-2 gibi hormonlardaki değişiklikler ise bağırsak adaptasyonunu sağlar. Bu hormonal değişiklikler, ameliyat sonrası erken dönemde bile, henüz anlamlı kilo kaybı olmadan metabolik iyileşme sağlanmasını açıklar. Metabolik cerrahi sonrası tip 2 diyabet remisyon oranları %30-95 arasında değişmektedir ve bu oranlar cerrahi tipine, hasta karakteristiklerine ve diyabet süresine bağlıdır.
Memorial Ankara Hastanesi
Memorial Ankara Hastanesi'nde SGK Kapsamında Hizmet Verilmektedir.

Uluslararası Kalite ve Güvenilirlik Belgesi
