•                 MEMORİAL Ankara Hastanesi
    Balgat Mah. Mevlana Bulv, Balgat, 1422. Sk. No: 4, Çankaya/Ankara                

Bariatrik Cerrahi Komplikasyonları: Erken Dönem

Bariatrik Cerrahi Komplikasyonları: Erken Dönem

Bariatrik cerrahi, obezite tedavisinde etkili bir yöntem olmakla birlikte, her cerrahi işlem gibi komplikasyon riskleri taşımaktadır. Erken dönem komplikasyonlar, genellikle ameliyat sonrası ilk 30 gün içinde ortaya çıkan sorunları kapsamaktadır. Kanama ve kaçak, bariatrik cerrahinin en ciddi erken dönem komplikasyonlarındandır. Kanama, stapler hattından, anastomoz bölgesinden veya diseksiyon alanlarından kaynaklanabilmektedir. Kanama insidansı, cerrahi yönteme göre değişmekle birlikte, %1-5 arasındadır. Kanama belirtileri arasında, taşikardi, hipotansiyon, hematokrit düşüşü, dren içeriğinde kan, hematemez ve melena yer almaktadır. Hafif kanamalar, genellikle konservatif yaklaşımla (sıvı resüsitasyonu, kan transfüzyonu, koagülasyon parametrelerinin düzeltilmesi) tedavi edilebilmektedir. Şiddetli veya devam eden kanamalarda, endoskopik müdahale veya cerrahi revizyon gerekebilmektedir.

Kaçak, stapler hattından veya anastomoz bölgesinden sindirim içeriğinin periton boşluğuna sızması olarak tanımlanmaktadır. Kaçak insidansı, cerrahi yönteme göre değişmekle birlikte, LSG için %1-3, RYGB için %1-5, BPD-DS için %3-5 arasındadır. Kaçak riski, teknik faktörler (stapler seçimi, anastomoz tekniği), hasta faktörleri (süper obezite, erkek cinsiyet, ileri yaş) ve cerrahi faktörler (revizyon cerrahisi, uzun ameliyat süresi) ile artabilmektedir. Kaçak belirtileri arasında, taşikardi, ateş, karın ağrısı, bulantı-kusma, solunum sıkıntısı ve dren içeriğinde değişiklikler yer almaktadır. Kaçak tanısında, klinik şüphe, laboratuvar bulguları (lökositoz, CRP artışı) ve görüntüleme yöntemleri (kontrastlı BT, üst GİS grafisi) kullanılmaktadır. Kaçak tedavisi, kaçağın lokalizasyonuna, büyüklüğüne ve hastanın genel durumuna göre değişmektedir. Tedavi seçenekleri arasında, antibiyotik tedavisi, perkütan drenaj, endoskopik stent yerleştirilmesi ve cerrahi revizyon yer almaktadır.

Derin ven trombozu (DVT) ve pulmoner emboli (PE), bariatrik cerrahi sonrası görülebilen ve yaşamı tehdit eden komplikasyonlardır. Obez hastalar, venöz tromboembolizm (VTE) için yüksek risk altındadır ve cerrahi travma bu riski daha da artırmaktadır. DVT/PE insidansı, profilaksi uygulanmayan hastalarda %1-3, profilaksi uygulanan hastalarda %0.3-1 arasındadır. DVT belirtileri arasında, bacakta ağrı, şişlik, kızarıklık ve ısı artışı yer almaktadır. PE belirtileri ise, nefes darlığı, göğüs ağrısı, taşikardi, hipoksi ve hemodinamik instabilite olarak sıralanabilir. DVT/PE tanısında, klinik şüphe, D-dimer düzeyi, doppler ultrasonografi, BT anjiyografi ve ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi kullanılmaktadır. DVT/PE tedavisi, antikoagülan tedavi (düşük molekül ağırlıklı heparin, varfarin, direkt oral antikoagülanlar), trombolitik tedavi ve gerekirse vena kava filtresi yerleştirilmesini içermektedir. DVT/PE profilaksisi, erken mobilizasyon, mekanik yöntemler (kompresyon çorapları, aralıklı pnömatik kompresyon) ve farmakolojik yöntemler (düşük molekül ağırlıklı heparin) ile sağlanmaktadır.

Yara yeri enfeksiyonları, bariatrik cerrahi sonrası görülebilen ve genellikle minör kabul edilen komplikasyonlardır. Yara yeri enfeksiyonu insidansı, laparoskopik cerrahide %1-3, açık cerrahide %10-15 arasındadır. Obezite, diyabet, sigara kullanımı, uzun ameliyat süresi ve önceki abdominal cerrahiler, yara yeri enfeksiyonu riskini artırmaktadır. Yara yeri enfeksiyonu belirtileri arasında, yara bölgesinde kızarıklık, şişlik, ısı artışı, ağrı, pürülan akıntı ve sistemik enfeksiyon bulguları (ateş, lökositoz) yer almaktadır. Yara yeri enfeksiyonu tedavisi, enfeksiyonun şiddetine göre değişmektedir. Yüzeyel enfeksiyonlar, genellikle yara bakımı ve oral antibiyotiklerle tedavi edilebilmektedir. Derin enfeksiyonlar ise, yara drenajı, debridman ve intravenöz antibiyotik tedavisi gerektirebilmektedir. Yara yeri enfeksiyonu profilaksisi, perioperatif antibiyotik uygulaması, cerrahi asepsi ve antisepsi kurallarına uyum, yara bakımı ve glisemik kontrol ile sağlanmaktadır.

Anastomoz problemleri, özellikle gastrik bypass ve duodenal switch gibi anastomoz içeren bariatrik cerrahi yöntemlerinde görülebilen komplikasyonlardır. Anastomoz darlığı (stenoz), anastomoz bölgesinde skar dokusu oluşumu ve daralma olarak tanımlanmaktadır. Stenoz insidansı, RYGB için %3-5, BPD-DS için %1-2 arasındadır. Stenoz belirtileri arasında, disfaji, kusma, epigastrik ağrı ve gıda intoleransı yer almaktadır. Stenoz tanısında, üst GİS endoskopisi ve baryumlu kontrastlı çalışmalar kullanılmaktadır. Stenoz tedavisi, genellikle endoskopik balon dilatasyonu ile yapılmaktadır. Tekrarlayan veya dirençli stenozlarda, cerrahi revizyon gerekebilmektedir. Anastomoz ülseri, anastomoz bölgesinde mukozal erozyon ve ülserasyon olarak tanımlanmaktadır. Ülser insidansı, RYGB için %1-5 arasındadır. Ülser belirtileri arasında, epigastrik ağrı, bulantı, kusma ve gastrointestinal kanama yer almaktadır. Ülser tanısında, üst GİS endoskopisi kullanılmaktadır. Ülser tedavisi, proton pompa inhibitörleri, Helicobacter pylori eradikasyonu ve risk faktörlerinin (NSAİİ, sigara, alkol) eliminasyonunu içermektedir. Dirençli ülserlerde, cerrahi revizyon gerekebilmektedir.

Atelektazi ve pnömoni, bariatrik cerrahi sonrası görülebilen pulmoner komplikasyonlardır. Obez hastalarda, fonksiyonel rezidüel kapasite azalmış, solunum mekaniği bozulmuş ve atelektazi riski artmıştır. Ayrıca, genel anestezi, postoperatif ağrı ve immobilizasyon da atelektazi riskini artırmaktadır. Atelektazi ve pnömoni insidansı, %1-3 arasındadır. Atelektazi belirtileri arasında, hafif nefes darlığı, öksürük ve hipoksi yer almaktadır. Pnömoni belirtileri ise, ateş, öksürük, balgam, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve hipoksi olarak sıralanabilir. Atelektazi ve pnömoni tanısında, klinik bulgular, akciğer grafisi ve gerekirse toraks BT kullanılmaktadır. Atelektazi tedavisi, erken mobilizasyon, derin solunum egzersizleri, spirometre kullanımı ve gerekirse bronkoskopik aspirasyon ile yapılmaktadır. Pnömoni tedavisi ise, uygun antibiyotik tedavisi, oksijen desteği ve solunum fizyoterapisini içermektedir. Atelektazi ve pnömoni profilaksisi, preoperatif solunum egzersizleri, erken mobilizasyon, ağrı kontrolü ve teşvik edici spirometre kullanımı ile sağlanmaktadır.

Tanı ve tedavi yaklaşımları, bariatrik cerrahi komplikasyonlarının erken tanı ve etkili tedavisi için kritik öneme sahiptir. Erken dönem komplikasyonların tanısında, klinik şüphe, fizik muayene bulguları, laboratuvar tetkikleri ve görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır. Klinik şüphe, özellikle taşikardi, ateş, karın ağrısı, bulantı-kusma ve solunum sıkıntısı gibi belirti ve semptomların varlığında artmalıdır. Laboratuvar tetkikleri arasında, tam kan sayımı, CRP, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, elektrolitler ve koagülasyon parametreleri yer almaktadır. Görüntüleme yöntemleri arasında, akciğer grafisi, abdominal ultrasonografi, kontrastlı BT, üst GİS grafisi ve üst GİS endoskopisi bulunmaktadır. Tedavi yaklaşımları, komplikasyonun türüne, şiddetine ve hastanın genel durumuna göre değişmektedir. Tedavi seçenekleri arasında, konservatif yaklaşım (sıvı resüsitasyonu, antibiyotik tedavisi, ağrı kontrolü), endoskopik müdahale (stent yerleştirilmesi, balon dilatasyonu), perkütan drenaj ve cerrahi revizyon yer almaktadır. Erken tanı ve uygun tedavi, morbidite ve mortaliteyi önemli ölçüde azaltmaktadır.

Memorial Ankara Hastanesi

Bilimle Teknolojiyi Birleştiren Bir Dünya Hastanesi

Icon

SGK Anlaşmaları Kapsamında Hizmet

Memorial Ankara Hastanesi'nde SGK Kapsamında Hizmet Verilmektedir.

Icon

JCI-Joint Commission International

Uluslararası Kalite ve Güvenilirlik Belgesi

Ankara Hastanesi