
Bariatrik cerrahinin tarihi, 1950’li yıllara dayanmaktadır. İlk bariatrik cerrahi uygulamaları, malabsorptif yöntemler üzerine odaklanmıştı. 1954 yılında Dr. Arnold Kremen ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen jejunoileal bypass, modern bariatrik cerrahinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Bu prosedür, ince bağırsağın büyük bir kısmının bypass edilmesini içeriyordu ve ciddi malabsorpsiyona neden oluyordu. Ancak, protein-kalori malnütrisyonu, elektrolit dengesizlikleri ve karaciğer yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlar nedeniyle zamanla terk edilmiştir.
Cerrahi tekniklerin evrimi, açık cerrahiden laparoskopik yöntemlere doğru önemli bir gelişim göstermiştir. 1960’larda Dr. Mason tarafından geliştirilen gastrik bypass, bariatrik cerrahide önemli bir dönüm noktası olmuştur. 1970’lerde Dr. Scopinaro tarafından geliştirilen biliopankreatik diversiyon ve 1980’lerde Dr. Hess ve Dr. Marceau tarafından geliştirilen duodenal switch, malabsorptif tekniklerin gelişimine katkıda bulunmuştur. 1990’larda Dr. Belachew ve Dr. Kuzmak tarafından geliştirilen ayarlanabilir gastrik bant, daha az invaziv bir alternatif sunmuştur. 2000’li yılların başında Dr. Gagner tarafından popülarize edilen sleeve gastrektomi ise günümüzde en yaygın uygulanan bariatrik cerrahi yöntemi haline gelmiştir.
Türkiye’de bariatrik cerrahinin gelişim süreci, 1990’lı yıllarda başlamıştır. İlk bariatrik cerrahi uygulamaları, açık cerrahi tekniklerle gerçekleştirilmiştir. 2000’li yılların başında laparoskopik tekniklerin yaygınlaşmasıyla birlikte, Türkiye’de bariatrik cerrahi uygulamaları hızla artmıştır. Türk Obezite Cerrahisi Derneği’nin (TOSS) 2006 yılında kurulması, bariatrik cerrahinin ülkemizde standardizasyonu ve gelişimi açısından önemli bir adım olmuştur. Günümüzde Türkiye, bariatrik cerrahi alanında dünya standartlarında hizmet veren merkezlere sahiptir ve yıllık bariatrik cerrahi sayısı bakımından Avrupa’da önde gelen ülkelerden biridir.
Metabolik cerrahi kavramının ortaya çıkışı, bariatrik cerrahinin sadece kilo kaybı sağlamakla kalmayıp, metabolik hastalıkları da iyileştirdiğinin anlaşılmasıyla gerçekleşmiştir. 2000’li yılların başında, bariatrik cerrahi geçiren tip 2 diyabetli hastalarda, kilo kaybından bağımsız olarak diyabetin hızla iyileştiği gözlemlenmiştir. Bu gözlem, bariatrik cerrahinin metabolik etkilerinin araştırılmasına yol açmış ve “metabolik cerrahi” kavramının doğmasını sağlamıştır. 2007 yılında, Diabetes Surgery Summit’te metabolik cerrahi terimi resmen kabul edilmiş ve tip 2 diyabet tedavisinde cerrahi müdahalelerin rolü vurgulanmıştır.
Minimal invaziv tekniklerin gelişimi ve robot yardımlı cerrahi, bariatrik cerrahide önemli ilerlemeler sağlamıştır. Laparoskopik tekniklerin yaygınlaşması, daha küçük insizyonlar, daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve daha kısa hastanede kalış süresi gibi avantajlar sunmuştur. 2000’li yılların ortalarında robot yardımlı bariatrik cerrahi uygulamaları başlamış ve günümüzde giderek yaygınlaşmaktadır. Robot yardımlı cerrahi, özellikle kompleks vakalarda ve revizyon cerrahisinde avantajlar sağlamaktadır. Ayrıca, endoskopik bariatrik prosedürler ve intragastrik balon uygulamaları gibi daha az invaziv yöntemler de geliştirilmiştir. Bu teknolojik ilerlemeler, bariatrik cerrahinin güvenliğini ve etkinliğini artırmakta ve daha geniş bir hasta popülasyonuna ulaşmasını sağlamaktadır.
Memorial Ankara Hastanesi
Memorial Ankara Hastanesi'nde SGK Kapsamında Hizmet Verilmektedir.

Uluslararası Kalite ve Güvenilirlik Belgesi
