•                 MEMORİAL Ankara Hastanesi
    Balgat Mah. Mevlana Bulv, Balgat, 1422. Sk. No: 4, Çankaya/Ankara                

Bariatrik Cerrahi Sonrası Psikolojik Durumlar

Bariatrik Cerrahi Sonrası Psikolojik Durumlar

Bariatrik cerrahi, sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal değişimlere de yol açan kapsamlı bir süreçtir. Beden algısındaki değişimler, bariatrik cerrahi sonrası en belirgin psikolojik değişimlerden biridir. Hızlı ve dramatik kilo kaybı, hastaların beden imajını ve kendilerine olan bakış açılarını önemli ölçüde etkilemektedir. Çoğu hasta, kilo kaybı ile birlikte beden imajında iyileşme, benlik saygısında artış ve özgüvende yükselme yaşamaktadır. Ancak, bazı hastalar, hızlı fiziksel değişime psikolojik olarak uyum sağlamakta zorlanabilmekte ve “zihinsel obezite” olarak adlandırılan bir durumu yaşayabilmektedir. Bu durumda, hasta fiziksel olarak kilo vermiş olmasına rağmen, zihinsel olarak hala kendisini obez olarak algılamaktadır.

Ayrıca, bariatrik cerrahi sonrası cilt sarkmaları, hastaların beden imajını olumsuz etkileyebilmektedir. Cilt sarkmaları, özellikle karın, kollar, uyluklar ve göğüs bölgelerinde görülmekte ve fiziksel rahatsızlığa, hijyen sorunlarına ve psikolojik sıkıntıya neden olabilmektedir. Cilt sarkmalarının şiddeti, kilo kaybının miktarı, kilo kaybının hızı, hastanın yaşı, cilt elastikiyeti ve genetik faktörlere bağlı olarak değişmektedir. Cilt sarkmaları için tedavi seçenekleri arasında, egzersiz, cilt bakımı ve plastik cerrahi (abdominoplasti, brachioplasti, thigh lift, mastopexy) yer almaktadır. Plastik cerrahi, genellikle kilo kaybının stabilize olduğu ve VKİ’nin 30 kg/m² altına düştüğü dönemde (genellikle bariatrik cerrahiden 12-18 ay sonra) düşünülmektedir.

Yeme davranışı değişiklikleri, bariatrik cerrahi sonrası kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır. Cerrahi sonrası anatomik değişiklikler, hastaları daha küçük porsiyonlar yemeye, daha yavaş yemeye ve yeme alışkanlıklarını değiştirmeye zorlamaktadır. Çoğu hasta, bu değişikliklere uyum sağlamakta ve sağlıklı yeme davranışları geliştirmektedir. Ancak, bazı hastalarda, yeme davranışı bozuklukları ortaya çıkabilmekte veya var olan bozukluklar farklı şekillerde devam edebilmektedir. Tıkınırcasına yeme bozukluğu olan hastalar, cerrahi sonrası anatomik kısıtlamalar nedeniyle büyük miktarlarda yiyemez hale gelmekte, ancak bazı hastalar “grazing” (gün boyunca sürekli küçük miktarlarda yeme) veya “snacking” (atıştırma) gibi alternatif yeme davranışları geliştirebilmektedir. Ayrıca, duygusal yeme (stres, üzüntü, kaygı gibi duygusal durumlarda yeme) ve gece yeme sendromu gibi bozukluklar da devam edebilmekte veya yeniden ortaya çıkabilmektedir.

Bariatrik cerrahi sonrası yeme davranışı bozukluklarının yönetimi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Bu yaklaşım, psikolojik danışmanlık, bilişsel davranışçı terapi, beslenme eğitimi ve destek gruplarını içermektedir. Psikolojik danışmanlık ve bilişsel davranışçı terapi, duygusal yeme, dürtüsellik ve yeme davranışı ile ilgili olumsuz düşünce kalıplarının ele alınmasına yardımcı olmaktadır. Beslenme eğitimi, sağlıklı yeme alışkanlıklarının geliştirilmesi, porsiyon kontrolü ve besin seçimi konularında rehberlik sağlamaktadır. Destek grupları ise, hastaların deneyimlerini paylaşmasına, başa çıkma stratejilerini öğrenmesine ve motivasyonlarını sürdürmesine olanak tanımaktadır.

Alkol ve madde kullanımı riskleri, bariatrik cerrahi sonrası dikkat edilmesi gereken önemli konulardır. Bariatrik cerrahi, özellikle gastrik bypass, alkolün emilimini ve metabolizmasını değiştirmektedir. Cerrahi sonrası, alkol daha hızlı emilmekte, kan alkol konsantrasyonu daha yüksek seviyelere ulaşmakta ve alkol etkisi daha uzun sürmektedir. Bu değişiklikler, hastaları alkol intoksikasyonu ve bağımlılık riskine daha açık hale getirmektedir. Araştırmalar, bariatrik cerrahi sonrası alkol kullanım bozukluğu riskinin arttığını göstermektedir. Alkol kullanım bozukluğu insidansı, RYGB sonrası %7-10 arasındadır. Alkol kullanım bozukluğu risk faktörleri arasında, erkek cinsiyet, genç yaş, preoperatif alkol kullanımı, depresyon, anksiyete ve dürtüsellik yer almaktadır.

Bariatrik cerrahi sonrası madde kullanımı ile ilgili veriler daha sınırlıdır, ancak bazı çalışmalar, opioid ve diğer maddelerin kullanımında da artış olabileceğini göstermektedir. Madde kullanım bozukluğu, “addiction transfer” (bağımlılık transferi) olarak adlandırılan bir fenomen ile açıklanabilmektedir. Bu fenomende, yeme davranışı üzerindeki cerrahi kısıtlama, hastaları duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için alternatif yollar aramaya yönlendirebilmektedir. Alkol ve madde kullanımı risklerinin yönetimi, preoperatif değerlendirme, hasta eğitimi, düzenli takip ve gerektiğinde erken müdahaleyi içermektedir. Preoperatif değerlendirme, alkol ve madde kullanım öyküsünün detaylı sorgulanmasını ve risk faktörlerinin belirlenmesini içermektedir. Hasta eğitimi, cerrahi sonrası alkol metabolizmasındaki değişiklikler ve riskler hakkında bilgilendirmeyi kapsamaktadır. Düzenli takip, alkol ve madde kullanımının sorgulanmasını ve taranmasını içermektedir. Erken müdahale, alkol ve madde kullanım bozukluğu belirtileri gösteren hastalara psikolojik danışmanlık, destek grupları ve gerektiğinde ilaç tedavisi sağlanmasını içermektedir.

Depresyon ve anksiyete yönetimi, bariatrik cerrahi sonrası psikolojik sağlığın korunması açısından önemlidir. Bariatrik cerrahi öncesi, obez hastaların %30-50’sinde depresyon ve anksiyete bozuklukları görülmektedir. Cerrahi sonrası, çoğu hastada depresyon ve anksiyete semptomlarında belirgin iyileşme gözlenmektedir. Ancak, bazı hastalarda, özellikle yetersiz kilo kaybı, kilo geri alımı, komplikasyonlar veya beklentilerin karşılanmaması durumunda, depresyon ve anksiyete semptomları devam edebilmekte veya kötüleşebilmektedir. Ayrıca, cerrahi sonrası 18-24. aylarda, “bal ayı dönemi”nin sona ermesi ve kilo kaybının yavaşlaması veya durması ile birlikte, depresyon ve anksiyete semptomlarında artış görülebilmektedir. Depresyon ve anksiyete yönetimi, düzenli psikolojik değerlendirme, psikolojik danışmanlık, bilişsel davranışçı terapi, destek grupları ve gerektiğinde psikiyatrik ilaç tedavisini içermektedir. Psikiyatrik ilaçların dozları, cerrahi sonrası kilo kaybına ve emilim değişikliklerine bağlı olarak ayarlanmalıdır.

İlişkilerde değişimler, bariatrik cerrahi sonrası sosyal ve romantik ilişkileri etkileyebilmektedir. Kilo kaybı ve artan özgüven, hastaların sosyal etkileşimlerini artırmakta ve yeni ilişkiler kurmasını kolaylaştırmaktadır. Ancak, bu değişimler, mevcut ilişkilerde de değişimlere yol açabilmektedir. Eş veya partner, hastanın değişen görünümüne, davranışlarına ve yaşam tarzına uyum sağlamakta zorlanabilmektedir. Ayrıca, eş veya partner, hastanın artan özgüveni ve sosyal etkileşimleri nedeniyle kıskançlık veya terk edilme korkusu yaşayabilmektedir. Bu durum, ilişki dinamiklerinde değişimlere ve bazen ilişki sorunlarına yol açabilmektedir. Araştırmalar, bariatrik cerrahi sonrası boşanma oranlarının arttığını göstermektedir. Ancak, bu artış, genellikle cerrahi öncesi sorunlu olan ilişkilerde görülmektedir. Sağlıklı ilişkilerde, cerrahi sonrası ilişki kalitesi ve memnuniyeti genellikle artmaktadır. İlişkilerdeki değişimlerin yönetimi, açık iletişim, beklentilerin paylaşılması, eş veya partnerin sürece dahil edilmesi ve gerektiğinde çift terapisi veya aile terapisi ile sağlanmaktadır.

Psikolojik destek gerekliliği ve yöntemleri, bariatrik cerrahi sürecinin tüm aşamalarında önemlidir. Preoperatif dönemde, psikolojik değerlendirme, cerrahi için uygunluğun belirlenmesi, risk faktörlerinin tanımlanması ve beklentilerin yönetilmesi açısından kritiktir. Postoperatif dönemde ise, psikolojik destek, yeni yaşam tarzına uyumun kolaylaştırılması, davranış değişikliklerinin pekiştirilmesi ve olası psikolojik sorunların erken tanı ve tedavisi açısından önemlidir. Psikolojik destek yöntemleri arasında, bireysel psikolojik danışmanlık, bilişsel davranışçı terapi, grup terapisi, destek grupları, aile terapisi ve gerektiğinde psikiyatrik ilaç tedavisi yer almaktadır. Bireysel psikolojik danışmanlık, hastaların özgül sorunlarına odaklanmakta ve kişiselleştirilmiş stratejiler geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. Bilişsel davranışçı terapi, olumsuz düşünce kalıplarının ve davranışların değiştirilmesine odaklanmaktadır. Grup terapisi ve destek grupları, hastaların deneyimlerini paylaşmasına, başa çıkma stratejilerini öğrenmesine ve sosyal destek almasına olanak tanımaktadır. Aile terapisi, aile dinamiklerindeki değişimlerin ele alınmasına ve aile üyelerinin sürece dahil edilmesine yardımcı olmaktadır. Psikiyatrik ilaç tedavisi, depresyon, anksiyete ve diğer psikiyatrik bozuklukların tedavisinde kullanılmaktadır. Psikolojik destek, bariatrik cerrahi sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmeli ve tüm hastalara sunulmalıdır.

Memorial Ankara Hastanesi

Bilimle Teknolojiyi Birleştiren Bir Dünya Hastanesi

Icon

SGK Anlaşmaları Kapsamında Hizmet

Memorial Ankara Hastanesi'nde SGK Kapsamında Hizmet Verilmektedir.

Icon

JCI-Joint Commission International

Uluslararası Kalite ve Güvenilirlik Belgesi

Ankara Hastanesi